istanbul escort istanbul escorts Escort Bayan istanbul escort Escort Bayan iskenderun escort kocaeli escort izmit escort
SultanBet 1xbet Betcup Elexbet
DEĞERSİZLİK DUYGUSU – Uzm. Klinik Psikolog Büşra İygün Sarsılmaz

DEĞERSİZLİK DUYGUSU

İnsan, dünyaya üç temel ihtiyaçla gelir. Bunlar; sevilme, onaylanma ve aynalanmadır. Bu ihtiyaçlar evrenseldir. Anne karnından başlayan serüvenle birlikte bir ilişki içine doğan insan başkaları tarafından sevildiğinde, onaylandığında ve aynalandığında kendisini iyi hisseder.

Değersizlik duygusu ise bu ihtiyaçlar özellikle 0-3 yaşta yeterince karşılanmadığında kişinin iç dünyasında ortaya çıkar. Değersizlik, kendisini bir ötekinden daha aşağı görmektir. “Ben değersizim” düşüncesi “kendisinden başka herkes daha değerlidir” düşüncesini de beraberinde getirir. Ebeveynleri tarafından yeterince sevilmemiş ve onaylanmamış bireyler kendilerini “değersiz” olarak kabullenmişlerdir. Çünkü onlara empoze edilen budur. Aşağılayıcı ve reddedici ebeveyn tutumunun yanında mükemmeliyetçi ebeveyn tutumu da değersizlik duygusunu geliştirebilir. Aslında olumsuz ebeveyn tutumlarının hepsinin ana teması “seni olduğun gibi kabul etmiyorum” dur. İnsanın kendisini değerli hissedebilmesi için öncelikle yaşamdaki en önemli kişiler olan anne ve babası tarafından anlaşılması ve kabullenilmesi gereklidir. Çünkü çocuklukta yaşanılan duygular ve deneyimler gelecekte meydana gelecek kişiliğin temellerini oluşturur.

Narsisistik ihtiyaçları karşılanmamış bir birey değersizlik duygusu ile baş edebilmek için birçok savunma geliştirebilir. Örneğin; narsisist özelliklere sahip bir kişilik geliştirebilir. Kendisini diğer insanlardan daha değerli göstererek iç dünyasındaki değer görme ihtiyacını bu şekilde karşılayabilir. Çevresinden hep övgü bekler ve kendisi olmadığında diğer insanların bir işe yaramayacağı mesajını verir. Ve bir ötekine yetersiz hissettir. Her zaman kendisi haklıdır ve kendi söylediğinin üstüne başka bir söze gerek yoktur.  Ya da tam aksine kendisini hep değersiz hissedeceği ilişkilerin içinde bularak geçmişin travmasını tekrar eder. Kendisini aşağılayan, küçük düşüren kişilerle ilişki kurar ve kaderinde hep böyle insanlar olmasından şikayet eder.   Bunların hepsi bilinçdışının geçmiş travmalarla başa çıkma şekilleridir fakat değişim ve gelişim için çözüm değildir.

Kişinin olumsuz benlik sürecinde olumlu bir benliğe geçişi öncelikle kendi gerçeklerini kabul etmesiyle başlar. Farkındalık ve kabul değişimi başlatır. Sonrasında ise kurduğu ilişkileri incelemelidir.

“İlişkiler hangi rolleri tekrar ediyor?

Her zaman terk edilen taraf mı yoksa terk eden mi oluyor?

Hayatta yapmak istedikleri için mi yaşıyor yoksa çevresindekilerin onayını almak için mi?

Sadece sevildiğini hissetmek için kendi değerlerinden vazgeçiyor mu?

İlişkilerinde üstünlük kurmak gibi bir çabası var mı?”

gibi birçok sorunun cevabı incelendiğinde birey kendi benliğine ters düşecek davranışlarda bulunuyorsa yaşamın her safhasında zorlanacak ve benliğinden uzak kendisine bir yabancı gibi yaşamak zorunda kalacaktır. Oysa ki her insan diğerleri kadar mükemmeldir ve biriciktir. Değerlilik ve değersizlik kavramları insanın zihnindeki düşüncelerden ibarettir. Değişimin sancılı bir süreç olduğunu kabul ederek yola çıkarken ; çekilen sancıların sonunda güzellikler getireceği gerçeğini unutmamak dileğiyle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

medyum webmaster forumu izmir escort izmir escort